
Yayınlar.
Danıştayın 24.06.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan E:2020/9 K:2020/2 sayılı Kararı’nda, bölge idare mahkemesi dava daireleri arasındaki karar aykırılığının giderilmesi istemi değerlendirilmiş
bilgiden fazlası
Anayasa Mahkemesi'nin 01.07.2020 tarihli 2016/4293 numaralı Bireysel Başvuru Kararında, limited şirket ortağı ve kanuni temsilcisi olan başvurucunun sahip olduğu konut nitelikli taşınmaz üzerine, şirketin ödenmeyen vergi borçlarından dolayı haciz konulması işleminde, 6183 sayılı Kanun'un 70. maddesinde yer alan borçlunun hâline münasip evin haczine ilişkin hükme aykırı hareket edildiği yönündeki iddiasının yargılama sürecinde açıklığa kavuşturulamadığı ve yeterli düzeyde değerlendirilmediği gerekçesiyle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
06.08.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 01.07.2020 tarihli 2016/4293 numaralı Bireysel Başvuru Kararı'nda;
Limited şirket ortağı ve kanuni temsilcisi olan başvurucunun sahip olduğu taşınmaz üzerine, şirketin ödenmeyen vergi borçlarından dolayı haciz konulması işlemine karşı dava açıldığı,
Başvurucunun, yapılan haciz işleminde 6183 sayılı Kanun'un “Haczedilmeyecek Mallar” başlıklı 70. maddesinde yer alan borçlunun hâline münasip evin haczine ilişkin hükme aykırı hareket edildiği yönündeki iddiasının yargılama sürecinde açıklığa kavuşturulamadığı,
Derece mahkemelerince konuya ilişkin değerlendirmenin yeterli olmadığı ve karar gerekçelerinde konuya değinilmediği
gerekçeleriyle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Olaylar
Başvurucu, hissedarı olduğu limitet şirketin ödenmeyen vergi borçlarının kendisinden tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açmış olup, ilgili mahkemece usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen ödeme emirleri iptal edilirken diğerleri onanmıştır. Başvurucu, iptal edilmeyen ödeme emirleri içeriğinde yer alan vergi borçları için ödeme yapmıştır.
Vergi İdaresi, iptal edilmeyen ödeme emirleri içeriğinde yer alan vergi borçlarının tamamının ödenmediği ve bunların şirketten tahsil edilemediği gerekçesiyle başvurucuya ait konut nitelikli taşınmaz hakkında haciz işlemi uygulamıştır. Başvurucu haciz işleminin iptali için dava açmış ve İdare Mahkemesi haciz işleminin iptaline karar vermiştir.
Sonrasında, idarenin itirazını inceleyen Bölge İdare Mahkemesi mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Başvurucunun bu karara karşı karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
Değerlendirme
Kamu Borcunun Tahsili İçin Hâline Münasip Ev Haczedilemez
6183 sayılı Kanun'un "Haczedilemeyecek mallar" başlıklı 70. maddesinde yer alan "Borçlunun hâline münasip evi ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere hazcedilerek satılabilir" hükmü bulunmaktadır. Hâle münasip evden kasıt, borçlunun yaşamını sürdürmesi, barınma ihtiyacını karşılaması için ihtiyaç duyduğu konut nitelikli taşınmazdır.
Buna göre, kamu borçlusunun hâline münasip evi haczedilemeyecek mallardan biridir. Ancak bu malın değeri, borcun tahsilinin yanı sıra kalan tutarın hâle münasip başka bir ev alınması için borçluya bırakılmasını sağlayacak düzeyde olması halinde haczedilmesi mümkündür.
Borçlunun Hâline Münasip Evinin Haczedilmesi Konusu, Derece Mahkemelerince Değerlendirilmemiş Olup Başvurucu Tarafından Bunun İddia Edilmemesi Kabul Edilebilir Durumdur
Somut olaydaki mahkeme kararı incelendiğinde haczin usulsüz olduğu iddiası kapsamında hâline münasip ev iddiasının değerlendirilmediği görülmüştür. Bununla birlikte dava başvurucu lehine kabul edilmiş ve haciz işlemi iptal edilmiştir. Davanın başvurucu lehine sonuçlandığı gözetildiğinde başvurucudan hâline münasip evin haczi konusuna dayalı bir itiraz getirmesinin beklenmesi anlamlı değildir.
Öte yandan İdarenin itiraz başvurusuna karşılık olarak başvurucunun hâline münasip evin haczi iddiasını ileri sürmesinin beklenmesi de mümkün gözükmemektedir. İdarenin itirazlarının içeriği incelendiğinde, hâline münasip evin haczi konusunun yer almadığı ve itirazların borcun ödenmediği kapsamında yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla İdarenin ileri sürmediği bir iddia yönünden başvurucunun İdarenin itiraz başvurusuna hâline münasip evin haczi bağlamında cevap vermesini beklemek mümkün olmayacaktır.
Başvurucunun Üst Mahkeme Nezdinde İddia Konusu Etmesine Rağmen Hâle Münasip Evin Haczedilmesi Konusu Yeterince Değerlendirilmemiştir
Bölge İdare Mahkemesi kararı ile İdare lehine hukuksal bir durum ortaya çıkmıştır. Bu yeni durum karşısında başvurucu, hâline münasip evin haczi iddiasını karar düzeltme yolunda ileri sürmüştür. Bununla birlikte Bölge İdare Mahkemesi, başvurucunun bu iddiası yönünden gerekçeli bir şekilde değerlendirme yapmadan karar düzeltme istemini reddetmiştir.
Somut olayda yapılan yargılama sürecinin bütününe bakıldığında başvurucunun hâline münasip evin haczine yönelik iddiası açıklığa kavuşturulamamıştır. Söz konusu iddia mülkiyet hakkının korunması yönünden önem taşımaktadır. Zira bu hususun tespiti haciz işleminin gerçekleştirilmesi, kapsamı ve sonuçları yönünden belirleyici olacaktır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin yargılamanın sonucu bakımından esasa etkili söz konusu iddia yönünden derece mahkemelerince yapılan değerlendirmenin yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Mülkiyet Hakkının Korunmasında Usule İlişkin Güvence Yerine Getirilmemiştir
Mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği, müdahalenin taşıdığı meşru amacın dayandığı kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı değerlendirilmiştir.
Karar
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karara varmıştır. Bu çerçevede, mülkiyet hakkı ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı değerlendirildiğinden başvurucunun tazminat talebi reddedilmiş olup kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa 2. Vergi Mahkemesine gönderilmiştir.








