
Yayınlar.
Danıştayın 24.06.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan E:2020/9 K:2020/2 sayılı Kararı’nda, bölge idare mahkemesi dava daireleri arasındaki karar aykırılığının giderilmesi istemi değerlendirilmiş
bilgiden fazlası
2020-1
5/7/2020
Ticari İşlemler Kapsamındaki Borçlanmalarda Örtülü Sermaye
Ticari İşlemler Kapsamındaki Borçlanmaların Örtülü Sermaye Yönünden Değerlendirilmesi
Kurumlar Vergisi Kanununda özsermaye üzerinden hesaplanan faizlerin kanunen kabul edilmeyen gider olduğu hükme bağlanmıştır. Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınmamasının dolayısıyla kanunen kabul edilmeyen gider sayılmasının amacı, ortakların şirkete özsermaye olarak koymaları gereken parayı borç olarak verip, bunun üzerinden faiz almak suretiyle, özsermayeye ait faizin gider yazılamayacağı hükmünü dolaylı yoldan bertaraf etmelerini önlemektir. Dolayısıyla, bir borçlanmanın örtülü sermaye sayılabilmesi için, bu borçlanmanın borçlu kurumda sermaye gibi oluşması ve kullanılması gerekmektedir.
Ancak ticari işlemler kapsamındaki borçlanmalarda, borcun sermaye niteliğine büründüğünden bahsedebilmek mümkün değildir. Zira ticaretin doğası gereği, mal ve hizmet bedelleri bunların tesliminden bir süre sonra ödenebilecektir. Bu yönüyle, ilişkisiz kişiler arasında gerçekleşen ticari borçlanmaları normal borçlanmalar olarak kabul ederken ilişkili kişiler arasındaki söz konusu borçlanmaları sermaye niteliğe bürünen borçlar olarak addetmenin hakkaniyete ve hukuka uygun olmadığı tabidir.
Bu çalışmada, örtülü sermaye kavramından kısaca bahsedilerek ticari işlemler kapsamındaki borçlanmaların örtülü sermaye addedilip addedilemeyeceği tartışmalarına ilişkin görüşler paylaşılacaktır.
Örtülü Sermaye Tanımı
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun (KVK) 12. maddesinin birinci fıkrasında; "Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmının ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılacağı" hükme bağlanmıştır. Anılan Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde gider yazılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, ortak veya ortakla ilişkili sayılan bir şirketten borç alınması işleminin örtülü sermaye kapsamına girmesi halinde örtülü sermaye sayılan borç tutarı üzerinden hesaplanan ve ödenen faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin, gider veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
İlişkili Kişilerden Alınan Borcun, Öz sermayenin Üç Katına Kadar Olan Kısmı Örtülü Sermaye Sayılmamaktadır
Kurumlarca ortaklardan veya ortaklarla ilişkili kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak alınan borçlar toplamının, bu kurumun öz sermayesinin üç katına kadar olan kısmı örtülü sermaye sayılmamaktadır. Ayrıca borç alınan kuruluşun ilişkili kişi niteliğine haiz bir banka veya benzeri kredi kurumu olması durumunda ise, alınan borç söz konusu üç katın hesabında %50 oranında dikkate alınmaktadır. Ancak kredi şirketi sadece ilişkili firmalara kredi sağlamakta ise alınan borçlar, tam tutarı ile dikkate alınacaktır.
Diğer yandan ilişkili kişilerden yapılan bazı borçlanmaların nitelikleri itibariyle, kanunun mantıki ve amaçsal yorum gereği olarak örtülü sermaye sayılmaması gerekmektedir. Bu çerçevede, KVK’da bir borcun örtülü sermaye sayılması için borcun kullanım süresi önemsenmediği için, mal veya hizmet sirkülasyonundan kaynaklanan borçlanmaların örtülü sermaye sayılıp sayılamayacağı sorunu ortaya çıkmıştır.
Ticari İşlem Kapsamındaki Borçlanmalar
KVK’nın uygulanmasına ilişkin olarak yayımlanan 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "12. Örtülü Sermaye" başlıklı bölümünde konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup söz konusu Tebliğin "12.1.6. Örtülü sermaye tutarı" başlıklı bölümünde, "Kanunda borcun hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye olarak kabul edildiğinden, bu limiti aşan kısma isabet eden faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin geçici vergi dönemleri de dâhil olmak üzere vergi matrahından indirilmesi mümkün olmayacaktır.
Piyasa koşulları ve ticari teamüllere göre yapılan vadeli mal ve hizmet alımları ile ilgili olarak ortaya çıkan borçlanmalarda, vade farkı tutarları ayrıca hesaplanmış olsa da bu borç tutarları örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Söz konusu süreleri aşan vadeli alımlar nedeniyle ortaya çıkan borçlar örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınacak; bu şekilde hesaplanan örtülü sermaye tutarına isabet eden vade farkları tespit edilerek örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz olarak kabul edilecektir." açıklamaları yer almıştır.
Dolayısıyla, mükelleflerin ilişkili oldukları kişilerden yaptıkları mal ve hizmet alımlarına ilişkin olan ve normal ödeme vadelerine uygun borç tutarlarının (ve bunlara ilişkin hesaplanan vade farkı ve kur farkı tutarlarının) örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınmaması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, normal ödeme vadelerinden daha uzun vadelerin belirlenmesi durumunda, ticari mahiyetteki borçlar da örtülü sermaye hesabında dikkate alınacaktır. Bu noktada, normal vade tanımı her sektörde farklı olduğundan sektör ortalamaları çerçevesinde değerlendirme yapmak önem arz etmektedir.
Mükelleflerin ilişkili oldukları kişilerden yaptıkları mal ve hizmet alımlarına ilişkin olan ve normal ödeme vadelerine uygun borç tutarlarının (ve bunlara ilişkin hesaplanan vade farkı ve kur farkı tutarlarının) örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınmaması gerekir.
The amounts of the debt (and the calculated difference of interest and foreign exchange differences) related to the normal payment maturities related to the purchases of goods and services from the related parties of the taxpayers should not be taken into consideration in the implicit capital account.



